cnnturk.jpg
haberturk.jpg
astsubaylar-yuruyor.jpg
videotalu.jpg

Kimler Sitede?

Değişim, Gelişim... PDF Yazdır E-posta
Son Güncelleme ( Perşembe, 13 Ocak 2011 )
 
degisim-gelisim.jpg

 

Uzmanlık alanı olan “Devletler Hukuku” dersi dışında 1951-53 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Toplum-Bilim” dersi de okutmuş olan Prof.Seha L.Meray’ın toplum bilim ders notlarını Prof.Dr. Fatma BAŞARAN ile yayımlandığı 1982 yılında Dr. olan Prof.Dr.İlber ORTAYLI kitaplaştırarak “Toplum Bilim Üzerine” adı ile yayımlatmışlar… Bundan altmış yıl önce okutulmuş olan ders notları bugün bile güncelliğini korumakta…

Günümüzde de tartışılmakta olan “Değişim ve Gelişim” üzerine kitaptan kısa bir bölüm:

 

Toplum hiçbir zaman durgun kalmaz; toplumsal, ekonomik, kültürel dünyalar -bütün insan ilişkileri- daima değişmektedir. ‘Değişme’ tabirinin belirli bir karakteri veya mahiyeti yoktur; ne iyiyi ne de kötüyü ifade eder. Fakat sadece, önceki durumdan, önceki koşullardan farklı bir durum, farklı koşullar gösterir.

Değişme” ile “gelişme” aynı şey değildir.

Gelişme, az etkin şekillerden çok etkin şekillere gidiştir. “Değişme” “ilerleme” anlamına da gelmez.

İlerleme, belirli bir yönde grup ve toplum tarafından şu veya bu sebeplerle daha iyi ve daha güzel sayılan bir yöndeki değişmedir (age. s.37).

 

 

Toplumsal değişmeye mukavemetin başlıca sebebi şunlardır: Korku, bilgisizlik, kişisel çıkar ve alışkanlıklar. Toplumsal değişmeye bir mukavemet öğesi de bir tür ‘fikri yadırgama’, ‘fikri gariplik’ adı verilebilecek bir histir. Bilhassa yaşlı insanlarda bu daha çok görülür (age. s.45).

 

Yıllar önce yapılmış olan araştırmalar gösteriyor ki yaşın değişime etkisi olabilmekte… Bu, bugün de geçerli bir görüş… O halde, torunlarına masallar anlatması gereken insan değişim, gelişim gerektiren bir yeri işgal etmemelidir, denilebilir mi? Bu tartışılabilir…

Hızla akıp giden zaman ile birlikte her şey değişiyor…

Teknolojideki gelişmelerle birlikte yeni kelimeler, yeni alışkanlıklar, yaşam şekli topluma yerleşiyor…

Bundan otuz yıl önce bulunulmuş bir yeri” otuz yıl önce görülenlerle, yaşanılanlarla hatırlayıp yönetmeye kalkmak, belki de yönetimde yapılabilecek en büyük hata… Fakat bu durum gelişmemiş ülkeler için normal sayılmakta… Gelişmemiş bir ülkede özellikle de devlet kurumlarında hiçbir toplumsal araştırma, geliştirme yapılmadan bir personel kurumdan emekli olabilir…

Gelişmemiş-gelişmekte olan bir ülkenin ülke kaynaklarıyla yurt dışına gönderdiği personelinden öncelikli beklentisi, yenilikleri takip ederek ülkesine, kurumuna uyarlamasıdır… Ancak gelişmemiş ülkenin kendini, bilgisini, görgüsünü geliştirmekle görevli olan temsilcisi, kişisel çıkarları ve değişik korkuları nedeniyle, gittiği yerlerde gördüğü yenilikleri görmezden gelebilmekte…

Fakat özel sektör temsilcileri dış ülkelerdeki yenilikleri ülkesine taşımada, devlet kurumlarının başında bulunanlara göre daha heyecanlı olabilmekteler…

Çağımızın getirmiş olduğu, kendine özgü durumları yönetmek ve geliştirmek de yine çağı yakalayabilmeye bağlı…

Yenilikleri takip edilerek, toplumun, çalışanların beklentilerine çözümler üretebilen yöneticiler, kurumlarına olumlu katkı sağlayabilirken; toplum ilerlerken kendisi eskide kalan bir yöneticinin ise başında bulunduğu yere büyük zarar verebileceğini tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek…

Orhan KAYA

(age) Prof.Seha L. MERAY, Toplum Bilim üzerine, hil yayın, Ağustos 1982

YANKI'nın diğer yazıları




LUTFEN PAYLASIN
Digg!Google!Facebook!Del.icio.us!Live!Technorati!Yahoo!

13-01-2011 01:41 Orhan Kaya
13-01-2011 01:41. ..
Okunma Sayısı 509    
Okuyucu yorumları (2)
Ortalama Üye Değerlendirmesi
   (0 Oylama)

Yazan MÜCADELE
14-01-2011 20:01,
 
DEĞİŞİM VE GELİŞME AMA HANGİ YÖNDE
Toplumsal değişme ve gelişmeye olan direncimiz bundan ne anladığımızla ilgili. Örneğin ülkemizin en önemli ekonomik tesisleri özelleştirme adı altında emperyalist tekellere peşkeş çekilirken bu değişime mukavemet göstermek gelişmeye direnmek olarak gösterilemez. O zaman neden yıllarca bize tarih derslerinde Osmanlının batma nedeni KAPÜTÜLASYONLAR olarak anlatıldı.  
 
Yazıda 'özel sektör temsilcileri dış ülkelerdeki yenilikleri ülkesine taşımada devlete göre daha heyecanlı' denmiş. Ne öğrendi bu özel sektör yurt dışında? Asgari ücretin tanımını örneğin; asgari ücret resmî makamlarca,işçinin zorunlu ihtiyaçları göz önünde tutularak tesbit edilen en düşük ücrettir. Ama işçinin zorunlu ihtiyaçlarını devlet ve özel sektör belirler .Bir simit 1 lira. Asgari ücrete gelen günlük zam 85 kuruş! Asgari ücrete gelen günlük zamla bir simit 
bile alınamıyor. Asgari ücretle çalışan bir kişi sadece simit yese, yine de artıracağı para, 230 liradır.Kalan parayla nasıl yaşanır bilinmez. 
 
Ama daha kötüsü var Bangladeş'te asgari ücret büyük mücadeleler sonrası Ağustos 2010'da 24 dolardan 40 dolara çıkarıldı. Bizimkiler duymasın TOPLUMU bu yönde DEĞİŞTİRİP GELİŞTİRİRLER. Her ne kadar bir öğün yemekleri asgari ücretlinin Türkiye'deki ücretleri kadar olsa da. Saygılarımla.
 
 

Yazan ibrahim üstünkaya
13-01-2011 21:40,
 
...
Sayın KAYA,tam bizim durumumuza uygun bir yazı teşekkürler..
 
 
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
< Önceki   Sonraki >