cnnturk.jpg
haberturk.jpg
astsubaylar-yuruyor.jpg
videotalu.jpg

Kimler Sitede?

YAZIK ! PDF Yazdır E-posta
Son Güncelleme ( Perşembe, 23 Aralık 2010 )
 

yazik.jpg Bir umutla yüzünüze bakan insanlar vardır. –Allah korusun- babanız, anneniz amansız bir hastalığın pençesinde ölümü beklemektedir. Kaçınılmaz son yakındır  ama o sizin yüzünüze öyle bir umutla bakar, öyle bir bakar ki, tüm çaresizliğinizle ezilirsiniz! O anda kaybolmak, küçülmek, yok olmak istersiniz. Yapacak hiçbir şeyiniz yoktur!

O anda duyduğunuz çaresizlik hissi, belki de hastalığın verdiği acıdan daha da kötüdür. Çaresiz olduğunuzu da bilirsiniz, yapılacak bir şey olmadığını da.

En olmadık zamanda, kooperatif borçlarının, kredi kartlarının tavan yaptığı bir dönemde,  en azından o gün için alamayacağınız, çocuğunuzun beklediği karne hediyesi isteği, çocuğunuzun  yüz ifadesine, göz bebeklerindeki ışığa öylesine yansır ki, o ışık sizin yüreğinize kor ateş gibi düşer. Siz bir umutsunuzdur onun için, “baba nasılsa bir yolunu bulur” düşüncesi vardır. Siz bir kere daha kahrolursunuz.

Hayatımın en acı olaylarından biridir; trafik kazasında iç organları paramparça olan birini uçuruma yuvarlanan araçtan güç bela çıkarıp ana yola çıkarken, yüzüme bakışını hiç unutamam… Onun dünya ile bağlantısı, yaşama umudu bakışlarımızda düğümleniyordu. Yapacak bir şey yoktu,  en fazla on dakika sonra o bakış yüzünde ebediyete kadar donup kalacaktı.

O bakışlar günlerce, haftalarca gözümün önünden gitmedi.

Örnekleri çoğaltmak mümkün… Hepimizin yaşamında mutlaka benzer anlar-anılar vardır. Size bağlanan umutlar karşısında,  yapacak hiç bir şeyiniz olmadığını bildiğiniz halde yine de acı çekersiniz. Hem de yüreğinizin derinliklerinde.

Hem de unutamamacasına!  

09 Ekim yürüyüşünde bir hanımefendi vardı, 70 yaş civarındaydı, hiç boya görmemiş saçları kar beyazıydı. Yanında eşi yoktu. Eşi rahmetli mi olmuştu, yoksa hastamıydı da gelemedi, sonuçta tek başına gelmişti.

Yorgundu.

Belki de sağlık sorunu da vardı. Elindeki TÜRK BAYRAĞI’nı TEMAD otobüsüne doğru sallıyor,  kimi zaman öfkeli, kimi zaman umutla o otobüse bakıyordu. Ayaklarını sürüyerek yürüyor, yürüyordu.

Tanımak isterdim, hikayesini dinlemek, yazmak isterdim. Öğrenmek isterdim kar beyazı saçların arkasındaki acıları, mihnetleri, emekleri, hayal kırıklıklarını, çileleri. Biliyorum ki hiçbir kalem, o kar beyazı saçların anlattığını, o yorgun ayakların anlattığını, gözlerin altına oturmuş mor halkaların anlattığını anlatamazdı.

Aslında o bir semboldü.

Çileli yaşamımızın sembolü, evde bizden fazla yük-kahır çeken eşlerimizin sembolü!

TEMAD otobüsüne bakarken, son çare için çırpınan insanlara özgü yukarıda sözünü ettiğim  ifade onun yüzünde de vardı.

Bir topluma lider olabilmek, işte o ifadeyi görüp, o acıyı yüreğinde bir kere değil, iki kere hissedebilmektir. O acılı yüreğe merhem olabilmek, bir çare üretebilmektir. O acılı yüreklere karşı sorumluluğu olduğunu bilmektir. Hiç değilse, hiçbir şey gelmiyorsa elden, gelecek için umut olabilmektir.

Bunu yapamayan, kendi günlük, küçük çıkarları peşinde koşan, toplumuna karşı sorumluluk duygusu olmayanlar ise zaten o gözlere, o yüzlere bakamazlar.

Onlar, kendilerini tüm çıplaklığı ile gösteren, kendi ördükleri sanal duvarlar arkasına gizlendiklerini sanarak haksızlığa ortak olduklarının bile farkında değiller.

Yazık!




LUTFEN PAYLASIN
Digg!Google!Facebook!Del.icio.us!Live!Technorati!Yahoo!

23-12-2010 16:47 Hüseyin SAVCI
23-12-2010 16:47. ..
Okunma Sayısı 856    
Okuyucu yorumları (8)
Ortalama Üye Değerlendirmesi
   (0 Oylama)

Yazan bergamalı
28-12-2010 12:41,
 
GÖZLERİN İFADESİ !
Sayın Savcı 
Kendince çıkılmaz yola girdiğini düşünerek bir umutla sizden yardım bekleyenlerin size bir şey diyemese de, o size bakan gözleri size çok şey der elbette! Buna bir çok arkadaşımız tanık olmuştur. 
9 Ekim yürüyüşüne katılan o yürekli meslektaşlarımızın ve elleri öpülesi neredeyse anamız yaşındaki bazı meslektaş eşlerimizin, kendilerine umutla bakan gözlerini görecekler mi derneğimizi yönetiyor da onlardan bir umut bekleyen gözlerini görecekler !..O gözleri görebilecek yöneticilerimiz olsaydı gözlerin o şekilde bakmasına gerek kalır mıydı?.. Siz de çok mütevazi ve hoşsunuz ! 
O yöneticiler "gözden uzak olan, gönülden ırak olur" misali bugüne kadar daha değişik ifadeler içeren çok yakınlarının gözlerini görmüş olacaklar ki kimisi, TEMAD sigorta genel müdürü, kimisi TEMAD sigorta müdürü, kimisi Oyak Şirketlerine kurul üyeliğine atanmışlardır. Atayan kendileri,atanan kendileri,oh ne âlâ!  
Haksızlığı kişisel menfaatleri için kendilerine yapanlar mı bu umutla bakan gözleri görecek? YAZIK ki,ne YAZIK!.. Belki başka birisi oğlunu ya da damadını sözleşmeli subay, belki bir başka birisi de kızını veya gelinini memur olarak yerleştirmiş olabilir !.. Kimbilir?.. 
Bugün org sitemizin mesaj panosunda (Yıldırım) okuduğum TEMAD sitesinden alıntılı Genel Başkan'ın açıklaması ile TEMAD sigorta müdürlerinden Sn.Alim Akbay'ın, hem sigorta müdürlüğünden hem de yüksek disiplin kurulu üyeliğinden sağlık nedenleriyle istifa ettiği duyurulmaktadır. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Aklıma şu da geldi, acaba Sn.Alim Akbay da sigorta müdürlüğünden vicdanının sesini mi dinleyerek istifa etti? O da bir başka vicdanı redçi mi?.. Umarım bu konuda gerçeği yansıtan gerekçeli istifasını sınıfımızla paylaşır. Sınıfı için en yetkili yerde görev yapan birisinin görevden ayrılışının doğru gerekçesinin sınıfının bilmesinin hakkı olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla.
 
 

Yazan Osman Ada
26-12-2010 16:40,
 
Bu düzen değişmelidir
Vicdanı olanların uyumaması lazım, sorunlarımıza çare vaadi ile seçilmek için büyük gayret gösterenler Açız diyenlere, ne yapalım kardeşim kapılarında mı yatalım diyorsa onları bu toplum ilgilendirmiyor demektir. Bu düzeni değiştirmekten başka şansımız yok.
 
 

Yazan nemokaptan
25-12-2010 21:05,
 
NE YAZIK Kİ;
Eleştiri ve deneme yazarı rahmetli Nurullah ATAÇ'ın Bakmak ve görmek başlıklı metnini hatırlamaya çalışalım. 
 
Bakmak ve Görmek arasındaki o önemli fark, çoğu zaman yaşantımızın anlamını da belirler, hatta yaşam kalitemizi, insanlara davranışlarımızı, kısacası hayat tarzımızı belirler.  
Görmek istem dışı, görebilme yetimiz var olduğu sürece görme duyumuza gelen sinyallerin beynimizde anlam bulmasıdır. 
Gördüğümüz şeylere bakmak ise, neden ve nasıl sorularıyla bütünleşir ve bu sorulardan beslenir& 
Eğer bakmayı bilmiyorsan, her şeyin rengi aynı görünür insana. 
Eğer sen bakmayı bilmiyorsan, yavaş yavaş görmeyi de kaybedersin zaten& 
Birey olmanın temelinde de bakmak olgusu vardır& Birey olmak ayrı bir dünya olmaktır& Her birey ayrı bir dünyadır. 
Bakabilmek ne bir koyun yapar seni ne de bir çoban& 
Bakabilmek sadece sen yapar seni& 
 
Sen olduğun için de güzel yaşarsın kendini, güzel ve huzurlu günlerin olur. Küçük ve fani dertlerin olmaz. Mutluluğun önüne hırsların geçemez hiçbir zaman. 
 
Bakabilmeyi beceremeyenlerin görme duygularını da kaybetmeye mahkûm olduklarını unutmayalım. Temsil ettikleri topluma olan sorumluluklarının bilincinde olmayanlar işgal ettikleri makamlara layık olmadıklarının da bilincinde değiller.
 
 

Yazan ÇETİN1982
25-12-2010 02:00,
 
BİRAZ EMPATİ
Sayın Hüseyin SAVCI abimiz günün anlamlı fotoğrafını keşfetmişsiniz, O YÜZÜ GÖRMEYENLER, GÖRMEK İSTEYENLER UTANSINLAR. Bu güne kadar BAŞARISIZLIKLARA İMZA ATAN Sayın Mustafa EROL biraz EMPATİ YAPABİLSEYDİ BAKIŞLARIMIZDAKİ ANLAMI ÇÖZERDİ. İnsanda biraz UTANMA duygusu olur, 7 yıllık başarısızlık sonucunda istifa eder, AMA NEREDE ? Onların gücü onur mücadelesi veren meslektaşlarımızı sizde olduğu gibi üyelikten çıkarmaya, bir başkasını tüzüğe uygun olmayan bir şekilde 6 ay uzaklaştırma cezası vermeye yeter, başarılı oldukları tek husus bu. Başarısızlıklarını başarı gibi görmek.
 
 

Yazan Oktay KAYA
24-12-2010 22:04,
 
ÖRNEK ALINACAK DERNEK BAŞKANI
Sayın savcı;bizim TEMAD genel başkanımız 09 EKİM' günü yürüyüşe katılan 70 yaşlarındaki hanımefendinin durumunu idrak etseydi, halen gezi proğramlarıyla uğraşmazlardı.Bizlerden yönetici durumunda olanların en azından acil olan haklarımızın bir kısmını alıncaya kadar eğlenmeye de gezmeye de hakları olmadığını düşünüyorum. EMUZDER Başkanı Esef MERDOĞLU kardeşimizi hep beraber izliyoruz haklarını söke söke alıyorlar,buradan kendisini tebrik ediyorum. Bunun için ne yapıyor! Asker haber com sitesindeki köşe yazısında yazdığı üzere;her hafta salı günü TBMM' sine giderek haklarını alıncaya kadar,orada bulunanlara anlatmaya devam edeceğim diyordu.Konularını iyi anlatıyor ki haklarını almaya başladılar. Darısı bizimkilerin başına.! Saygılarımla.
 
 

Yazan ZekaiAĞRI
24-12-2010 18:52,
 
ACABA
Acaba verdikleri sözde durmayan kendi toplumuna karşı yapacağım dediği şeyleri yapmadan halen daha sorumlu olduğu toplumun yüzüne hiç bir şey hissetmeden bakan birine karşı yapılacak seçimde yine oyverecek kişi varmıdır ACABA. Bütün uyarılara rağmen toplumunun hakları için kılını bile kıpırdatmayan birinin söylediğiniz bayan için olumlu bir düşüncesinin olacağını sanmıyorum inşallah yanılırım
 
 

Yazan Ersen Gürpınar
24-12-2010 14:30,
 
MÜCADELE ARAÇ DEĞİL AMAÇ OLMALIDIR
Sn.Savcı utanma duygusu olanlar zaten yanlışlarından ders alırlar .Bu yönetim ne kadar dirense de seçimle gidecektir.Daha önce seçme konusunda titiz davrananlar artık kim gelirse bunlardan iyidir diyecek kadar bezgindirler, 
Ben yinede bu mücadeleyi amaç olarak görenlere bir kez daha sesleniyorum küçük çıkarlarınız için bu kadar büyük bir vebali taşımayın; Yönetime aday olan grupların liderleri lütfen bu toplumun saygınlığını kazanan güven veren kişilerle yola devam edin; Arkadaşlarımızda yasak savar gibi ve hatır için değil onurları için oy kullansınlar bu dava ne hatır nede küçük hesaplara feda edilmeyecek kadar büyüktür. Saygılarımla
 
 

Yazan MÜCADELE
24-12-2010 12:47,
 
Toplumsal Duyarlılık
Onlarki toprakta karınca 
suda balık  
havada kuş kadar 
çokturlar, 
korkak 
cesur 
cahil 
hakim 
ve çocukturlar 
ve kahreden 
yaratan ki onlardır, 
 
Diye devam eder Nazım Onlar şiirinde; çevremizde bakıpta göremediğimiz ne kadar çok insan hikayeleri vardır acaba. Toplumsal duyarlılık nasıl kazanılır ve Silahlı Kuvvetler mensuplarında neden yerlerde sürünür. Otoritenin çok ağır olduğu yerlerde maalesef böyle bir ilişki vardır. Ceberrut Başçavuş tiplemesi maalesef yerleşmiştir yakalarımıza. Türk halkının askerlik yaptığı süreçteki izlenimleridir bunlar. Aldığı emri uygulayan elinde bir sopayla sürekli sğa sola bağıran astsubaylar. 
 
Nasıl Duyarsızlaşmaktayız. 
 
Erich Fromma göre sanayileşen toplumlarda, ekonomik gelişmeyle birlikte insanların bireyselleşmesi ve sonucunda insanın yalnızlığa itilmesi gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktayız. Bu bireyselleşme ve yalnızlaşma, duygusal körlüğe neden olmakta ve insanı kendisine ve yaşadığı topluma yabancılaştırmaktadır. Bu yabancılaşma, insan yaşamına anlam veren önemli bir boyutun ortadan kalkmasına neden olmakta ve de toplumun çözülmesine dair riskleri beraberinde getirmektedir. Sağlıklı insanlar yetiştirebilmemiz için gelişen ekonominin yanında insani değerleri de ön planda tutan, insanı makine gibi görmeyen, insana değer veren sosyal yapıyı da geliştirmemiz gerekmektedir. Ancak bireyler bulundukları toplum için üretirler, emek harcarlarsa, yaşadıkları topluma aidiyet hissini yaşarlar ve kendilerini güvende hissederler.  
 
Toplumsal bilince yönelik davranış becerilerini kazanmak ve kazandırmak, uzun ve emek isteyen bir süreçtir. Stauba göre çoğu zaman kişi başkaları ya da toplum için sorumluluk aldığında, kendisiyle çelişkiye düşebilir; çünkü burada kendisinden birşeyler verecektir. İnsanın bunu öğrenmesi ve uygulaması kolay değildir. Saygılarımla.
 
 
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
< Önceki   Sonraki >