cnnturk.jpg
haberturk.jpg
astsubaylar-yuruyor.jpg
videotalu.jpg

Kimler Sitede?

BİZİM KANIMIZIN RENGİ YEŞİL Mİ? PDF Yazdır E-posta
Son Güncelleme ( Salı, 23 Kasım 2010 )
 

NATO  ordularında kuruluş günleri kutlanan ABD ordusunda pozitif ayrım gören öykülerinde, filmlerinde başrollerde yer alan Assubayların Türkiye versiyonuna baktığınız zaman ön yargıların, adaletsizliklerin, vicdansızlıkların üçgeninde sinir harbi yaşayan,sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğrayan buna rağmen orduyu sırtında taşıyıp teri, kanı ve canı ile ülkesine sadakatini ispatlayan bir meslek grubunu görürsünüz.

TSK düşmanlığını ve sevgisizliğini ifade etmenin bir yolu da Assubaylar üzerinden gerçekleşir. Ne yazık ki bu duruma Genelkurmay ve bizleri temsil etmek için kurulan derneğin yöneticileri sessiz kalırlar!

Assubayı sadece 28 günlük askerliği sırasında tanıyan yazar çizer takımı, bizim kıçımızla başımızla 'sözde' mizah yaparlar. Maaşlarını Subaylarla kıyaslama cesaretini gösteremeyen hâkimi, hekimi Assubayların aldığı üç kuruşa göz diker! Adında adalet olan bir partinin hükümetinin maliye bakanlığı  lise ve 2 yıllık harp okul mezunu emekli Subayın 3500 lira maaş aldığını görmez, mahalle bekçisinden daha alt kademeden göreve başlatılan Assubayın maaşını kamu görevlileri ile kıyaslama adaletsizliğini gösterir! Dizilerde tavuğa kene düşmanı başçavuş diye isim takılır! Milletin vekili üstelik MS komisyonu üyesi Assubayları sadistlikle suçlar! Başındaki türban ile müslüman olduğunu zanneden yazar müsvettesi bir gafil, Assubayları dinsiz olarak lanse etmeye çalışır! Toy bir teğmenin sadist  cezalandırma yöntemi  ile pimini çektiği el bombası 4 evladımızın şehit olmasına neden olur! Dini - imanı - ahlâkı kimseye bırakmayan bir televizyon kanalı, dizisinde bu suçu Assubaya mâl eder! Meslek yaşantısını Assubayların çalışmaları  ile  geçirip emir Subayı ve koruması Assubay olmadan karargahtan çıkamayan efsane komutan kitaplarında belgeselinde Assubayı yok sayar! Sanki  onlar  kahramanlık yaparken Assubaylar zap suyu kenarında  rakı - balık piknik yapıyorlardır!

Dizilerde yakışıklı jönler Subay, Sami Hazinses gibi tipler Assubaydır ve onların kahraman olmaya hakları yoktur!

TSK'yı  acımasızca eleştirenler nedense ordudaki ayırımcılıktan Assubayların sosyal ve ekonomik haksızlıklarından söz etmezler.

Tüm bu olumsuzlukları sizlerin desteği ile yazarlarla, dizi yapımcıları ile gazete ve televizyonların yönetimleri ile paylaşan, tepki gösteren, RTÜK ile Savcılıklara suç duyurusunda bulunan, davalar açan, sonuçlar alan, binası, sekreteri, aidatı, ödeneği olmayan sitemizin basın ve halkla ilişkiler birimi E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU'dur.

Şimdi size Sn. Hakan EVRENSEL'İN "Güneydoğudan öyküler" kitabındaki  bir hakimin anılarını aktarmak istiyorum. Güneydoğu''nun küçük bir ilçesinde görev yapan hakim ilçe dışındaki lojmanından görünen karakolun bir gecesini şöyle anlatır:

karakol-baskini.jpg Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her istihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu. Yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı.

En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22.10, beş yüz terörist. Karakol o gün basılmadı.

Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk. Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı.

Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı. Timden bir türlü cevap alınamıyordu. Üst üste, defalarca çağrı yapılıyor ancak bir türlü timle irtibata geçilemiyordu. Konuşmaları takip eden askerler timden ümitlerini kesmişlerdi. Ama bir yandan da çağrılar devam ediyordu. Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu: "Yaralılarım var, yaralılarımı alın." Tüylerimiz diken diken olmuştu. Hemen cevap verildi. "Tamam Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çıkacak." İlk yaralı haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken arkadan silah sesleri duyuluyordu. Herkes bu sözler üzerine yorum yapıyordu. Telsizin başındaki tim komutanlarından biri, bu timde şehit olduğundan emindi. Merkezden tekrar çağrı yapıldı. "Suat 3 , irtibatı kesme. Sakin olun!"

Cevapta bir değişiklik olmadı : "Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!"

Ve tam bir buçuk saat, beşer dakika arayla Suat 3 kodlu timle muhabere aynen bu sözlerle sürdü : "Yaralılarımı alın" , "Sakin olun, geliyoruz." Hepimiz o time kimsenin yardıma gidemeyeceğini çok iyi biliyorduk. Karakola düşen mermi sayısında azalma olmuyor, aksine, takviye alan teröristler baskının şiddetini gittikçe artırıyorlardı.

Kimsenin, değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı dahi olmadığı apaçıktı.

Bir süre sonra, Suat 3''ün telsizinden hırs dolu kelimelerini işittik: "Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım." Hepimiz şok olmuştuk. Hemen tabur komutanı devreye girdi. Hemen hemen aynı sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı. Ama işe yaramıyordu. Tim komutanı "Yaralılarımı alın!" dışında başka bir şey demiyordu. Tabur komutanının da telsizi bırakmasıyla, bir saat kadar daha tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara cevap vermedi. Hepimiz tim komutanının da şehit olduğunu düşünüyorduk. İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu anlardan nefret ediyordum. Telsizin başına tim komutanının okuldan devre arkadaşı geldi. Son bir ümitle eline mikrofonu alıp, cevap beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya aşladı : "Devrem ben Hüseyin. Geçmiş olsun devrem. Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar. Devrem aman pes etme olur mu?"

Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz Motorola marka, duvara monteli telsiz cihazının hoparlör kısmına gözlerimizi dikmiş bekliyorduk. Ve konuştu : "Devrem, bölük komutanı nerde?" Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden, "İzinde devrem" yanıtı verildi. Suat 3 , artık tükenen bir sesle konuşmayı sürdürdü : "Ne olur yaralılarımı alın. Ben de yaralıyım."

O ana kadar kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti. Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı da bu sözü üzerine mikrofonu fırlattı ve odadan çıktı. Ben kapının hemen eşiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle bir tarihe tanıklık ettiğimi düşünüyordum. "Ben de yaralıyım" dan sonra yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konuşmadı Yüzlerce kez yapılan çağrılara cevap vermedi. Artık onun şehit olduğuna ben de inanmıştım.

Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan "Suat 3, Konuşan Suat, Cevap ver!" çağrısından bıkmış halde bir köşede yığılmışken, birden telsizin mandalına basıldığını fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on - on beş saniye sonra hayatım boyunca unutamayacağım bir İstiklal Marşı dinlemeye başladım. Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma imkanı durmuştu.

Çatışmanın altında yaralı bir tim komutanının, makamıyla söylediği İstiklal Marşı'nı dinliyordum. Gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel İstiklal Marşı''ydı. Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte sesi çatallaştı. Kelimeler uzadı. Ama marşı söylemeyi bırakmadı. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim. Hemen orayı terk ettim.

Bir daha onun sesini hiç duymadım. Toplam 22 şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış 7 merminin acısıyla söylediği İstiklal Marşı''nı ruhuma işleten tim komutanının ölmediğine ise halâ inanamıyorum.

 

Duygulandınız değil mi?

Peki adından rütbesinden söz edilmeyen bu kahraman tim komutanı kimdir? Elbette Assubaydır, ama bu belirtilmemiştir. Sn. Hakan EVRENSEL ile yapılan görüşmelerde bu eksikliğin giderileceği, kitabın yeni baskılarında bu kahramanın Assubay olduğunun belirtileceği sözü alınmıştır. Dileğimiz  bu öykünün  bir dizide ölümsüzleştirilmesidir.

Yine son günlerde televizyonlarda gösterilen Güneydoğu dizileri içinde yok sayılan Assubaylar için yapımcılar ve senaristlerle güçbirliği platformu sözcüsü olarak yaptığım görüşmeler sonucunda  "Yapımcıların art niyetli olmadıkları, paylaştığımız endişelerimizi, önerilerimizi ve diğer konuları dikkate alacakları ve ileride tüm TSK mensupları gibi Assubaylarla ilgili konulara yer vermeye devam edeceklerini" memnuniyetle öğrenerek sizlerle paylaşıyorum.

Hiç kimse bizleri sahipsiz sanmamalı. Birlik ve beraberlik içersinde bizi hak eden yöneticilerimizle bu sorunları aşacağız. Bizim kanımızın rengi yeşil olmadığı gibi hiç kimse de bizlerin  bu ülke için akıttığımız teri ve kanı şaşal suyu sanmamalıdır...

Saygılarımla .




LUTFEN PAYLASIN
Digg!Google!Facebook!Del.icio.us!Live!Technorati!Yahoo!

22-11-2010 20:55 Ersen Gürpınar
22-11-2010 20:55. ..
Okunma Sayısı 1361    
Okuyucu yorumları (22)
Ortalama Üye Değerlendirmesi
   (2 Oylamalar)

Yazan acoskun
24-11-2010 19:33,
 
Teşekkürler
Çok teşekkürler abi...
 
 

Yazan ORHUN
24-11-2010 16:18,
 
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ
Sayın GÜRPINAR;  
Biz Assubaylar tüm taciz ve karalamalara rağmen bir milyonluk büyük bir aileyiz. Assubaylara yönelik asimetrik savaş elli yıldır devam ediyor, tüm olumsuzluklara rağmen ayaktayız. 
Ne yaparlarsa yapsınlar verdiğimiz hizmetleri inkar edemezler,  
Ne yaparlarsa yapsınlar ŞEHİT 510 Assubay'ı gizleyemezler, 
Tüm engellemelere rağmen Assubaylar eğitimlerini devam ettiriyorlar, 
Tüm engelleme ve karalamalara rağmen Assubaylar yaşamlarını devam ettiriyorlar. 
Güneş balçıkla sıvanmaz, Assubaylar yoluna devam edecek, verdiğimiz mücadele başarıya ulaşacaktır. 
Kaleme aldığınız güzel yazınız ve verdiğiniz toplumsal hizmetleriniz nedeniyle saygılarımı sunuyorum.
 
 

Yazan Dalkılıç
24-11-2010 15:30,
 
Ön yargılar bitmez
Ah be sayın Evrensel, siz ön yargıları bilmiyor musunuz? Sn.Gürpınar'ın yazısında bahsettiği gibi bir dizide bir Subayın işlediği hatanın üstelik aşağılarcasına Astsubaya mal edildiği bir ülkedeyiz, siz gerçek kahramanın kimliğini açıklarsanız adil davranmış olursunuz, meraklanmayınız bunu açıklayınca bu tür kahramanlıkları sadece Astsubay yapar imajı olmaz, bizi zaten yeteri kadar yok saymaya çalışıyorlar, siz Astsubayın kahramanlığını ön plana çıkaran bir dizi, bir film gördüğünüzü söyleyebilir misiniz? Bunu ancak adil,tarafsız,ön yargısızlar yapar ki bunlar istisnadır, biraz da bizim gögsümüz kabarsın, bunu siz yapmazsanız kimse yapmaz, haddimi aşmak istemem ama bunu bize borçlu olduğunuzu düşünüyor,saygılar sunuyorum.
 
 

Yazan Osman Ada
24-11-2010 11:23,
 
Koyun kurt ile gezerdi.....
Biz görevde çektiğimiz sıkıntıları, çileleri çocuklarımıza yansıtmamak için gayret göstermemize rağmen onlar bize uygulanan haksızlıkları biliyorlar.Biz haksızlıklarımızı dile getirirken sistemi eleştiriyoruz subaylarla rekabet halinde değiliz. 
Sn.Evrensel'in iyi niyetli olduğunu ilk yorumumda belirttim ama o da bizi anlamalıdır, bizim de kahramanlarımızla övünmek hakkımızın olduğu unutulmasın. 7 kurşunla istiklal marşı söyleyenin rütbesinin bu kahramanlığı herkes yapar diye düşünmek çok,çok iyi niyettir; çünkü istisnalar kaideyi bozmaz, bizi dışlamak, bizi yok saymak için gösterilen onca gayretin önyargının olduğu bir sistem olmasaydı bizler daha hoşgörülü olurduk. 
Dileriz Hakan bey kardeşimiz de bizlerle ilgili öyküleri ilk fırsatta ölümsüzleştirmek için gayret sarf eder. Çünkü bu ordu ve kahramanlar sadece subaylardan ibaret değildir, kendisinin belirttiği gibi ordu subay,assubay,erbaş ve erlerden teşekkül ediyor bu gerçeği herkesin hatırlaması gerekiyor. 
Ayrıca Sn.Evrensel'in kitabın bir dahaki basımında "böyle bir kahramanlığın ancak Assubaylar tarafından yapılabileceği"ne yönelik imajın oluşmasını da göze alarak değiştireceğim" sözünü yadırgadığımı belirtmek isterim, sezarın hakkı sezara verilmelidir. Aynı imaj birçok eserde subaylar için yaratılmadı mı?
 
 

Yazan Rafet Duran
24-11-2010 11:22,
 
...
Sayın Hakan EVRENSEL'in yukarıdaki yazının yorumlarında geçen bazı terimlere alındığını üzüntü ile okudum. Ben kendi yorumumla ilgili şunu söyleyebilirim. 
Birincisi Sayın Hakan EVRENSEL'İ eleştirmek, aklımın ucundan bile geçmedi, geçmezdi zaten. Siz yaptığınız işle eleştirilmeyi değil, tam tersine övgüyü ve kutlamayı fazlası ile hak eden bir iş yaptınız.  
İkinci olarak sizi yetiştiren babanızla ne kadar gurur duysanız azdır. Biz de bir Assubay evladı olarak sizinle gurur duyduk. Yazımdaki UTANMAZLIK, bizleri bu güne kadar görmezlikten gelenler için, MENFAAT PERVERLİK ise Assubay hakları yerine kendi menfaatleri peşinde koşan meslektaşlarımız için kullanılmıştır. Sizin yazınız için sadece çok duygulandım ve güzel kaleme alındığı için gururlandım. Bir de Subay Assubay ayırımı için değil, Assubayların verilmeyen hakları için ayrımcılık yapıldığını düşünüyorum. Benim de halen ailece görüştüğüm ve bayramlarda "ellerinden öperim abi " diyen albay rütbesindeki Subay kardeşlerimiz ve arkadaşlarımızın olduğunu bilmenizi isterim. Hakları verilmeyen ve yurtsever bu vatan evlatları için göstereceğiniz tüm çabalar için şimdeden teşükker ederim.
 
 

Yazan Ersen Gürpınar
24-11-2010 10:46,
 
AÇIKLAMA
Saygıdeğer Arkadaşlarım,  
Yazımızda hakkımızdaki bir çok olumsuzluğa örnek verirken Sn.Evrensel'i hedef almadık hatta bazı yorumcular kendisinin tarafsızlığına inandıklarını belirtmişlerdir,bizler de aynı kanıdayız başka türlü düşünmemiz mümkün değildir. Sn.Evrensel'le görüşmelerimizin büyük bir bölümünü ÖZEL olduğundan sizlerle paylaşmadığım için bazı konular flu kalmış olabilir. 
Sn.Evrensel paylaştığı konular içerisinde yetki ve sorumluluğu olmamasına rağmen dizideki Necdet Asb. karakterini canlandıran kişinin seçimine özen gösterilmesini sağladığını belirtmiştir,bu konuya ve açıklamasına teşekkür ediyor,açıklamasını bilgilerinize sunuyorum. Saygılarımla. 
 
Not. Açıklamanın altındaki ASTSUBAY öyküsü yorumlar 5.000 harfle sınırlı olduğundan yayınlayamıyoruz, bu öyküyü zaten sitemizde ve Milliyet Blog'taki BİR SUBAYIN KALEMİNDEN ASSUBAYLAR başlığı ile yayınladık, dileyen oradan veya Sn.Evrensel'in GÜNEYDOĞUDAN ÖYKÜLER kitabından okuyabilir. 
http://blog.milliyet.com.tr/ Bir_subayin_kaleminden_assubay lar/Blog/?BlogNo=13217
 
 

Yazan Ersen Gürpınar
24-11-2010 10:35,
 
SN.H.EVRENSEL'İN AÇIKLAMASI
Sayın www.emekliassubaylar.org sitesinin değerli üyeleri. 
 
Hata yapmadığına inanan birinin, kendisini anlatmaya çalışmasının ne kadar zor ve aslında huzursuz edici olduğunu takdir edersiniz. Buna rağmen, bir yanlış algılamanın önüne geçmek ve bu yanlış algılamanın dalga dalga yayılmasını önlemek amacıyla sitenizde yer alan "BİZİM KANIMIZIN RENGİ YEŞİL Mİ?" başlıklı yazı ve bu yazıya ilişkin okuyucu yorumları hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 
 
- 29 yıl TSK'ne assubay olarak hizmet etmiş ve onun assubay maaşı ile subay okulundan mezun olmuş, Kıbrıs Gazisi bir assubay evladıyım. Allaha şükür ki, hem subaylar tarafından hem de assubaylar tarafından, subay-assubay ayrımı yapılmayan bir ailede, Mehmetçik lojmanlarında, Assubay orduevlerinde, Assubay gecelerinde büyüdüm. Annem ve babam, insanları subay/assubay diye değil, "çalışkan/tembel" veya "ahlaklı/ahlaksız" gibi sıfatlarla ayırt etmeyi öğretti. TSK mensubu olarak görev yaparken veya daha sonra, hiç bir davranışımda, konuşmamda, yazımda subay-assubay, erbaş-er, sivil-asker ayrımına gitmedim, gidemem, gidene mümkün olduğu kadar engel oldum, ilerde de olacağım.  
 
- Güneydoğudan Öyküler kitabında yer alan ve sitenizde de sadece bir kısmına yer verilen MARŞ adlı öykünün, TİM KOMUTANI sıfatlı kahramanının bir assubay olduğunu açıklayan da benim. Yediği 7 kurşuna rağmen istiklal marşı söyleyen kişinin, assubay yerine tim komutanı olarak anlatılmasının tek nedeni; assubayları küçültmek, ayırmak, aşağılamak vb. değildir, olamaz. "Böyle bir davranışı, subayından, assubayına, erinden generaline herkes yapar" mesajı vermek istediğim için öyküde TiM KOMUTANI diye yazdım. Öte yandan, bu yazım şekli, sitede yer alan yazıda belirtildiği gibi bir "eksiklik" değil, bundan tam 12 yıl önce bilinçli olarak, yukarıda aktarmaya çalıştığım gerekçeler nedeniyle, kaleme alınmış ifadedir. Aslında hala doğrusunun da bu olduğuna inanmakla birlikte, kitabın bir dahaki basımında "böyle bir kahramanlığın ancak assubaylar tarafından yapılabileceği"ne yönelik imajın oluşmasını da göze alarak değiştireceğim. Bu değişikliğin, assubayların hak arama mücadelesine sağlayacağı katkıyı sizlerin takdirine bırakıyorum. 
- Sitenizde yer alan ve doğrudan veya dolaylı şekilde, hakkımda veya yazdığım öykülerle ilgili olarak; 
TSK düşmanlığını ve sevgisizliğini ifade etmenin bir yolu da Assubaylar üzerinden gerçekleşir. 
ön yargılar 
adaletsizlikler 
vicdansızlıklar 
yazar çizer takımı, 
vicdansız, 
utanmaz 
adaletsiz 
menfaat perver kişilerin muhalif yaftalamaları 
Assubayları bunaltmak için subayların baş vuramıyacağı hiç bir hile ve entrika yoktur. 
Olayların kahramanları ASSUBAY olunca İSİMSİZ olarak TİM komutanı diye geçer, ama tesadüfen de olsa orada bulunan bir ÖZ EVLAT olsa RÜTBE ve İSMİ ön plana çıkarılarak KAHRAMANLAŞTIRILIRLAR.  
 
şeklindeki ifadeleri okudum. Bir assubay çocuğu olarak tarafımdan kaleme alınan bu öyküdeki tim komutanı ifadesi ile, assubaylara karşı kastım olduğu gibi yanlış bir kanıya ulaşıldığı ve bu nedenle yanlış ve gereksiz bir tepki meydana geldiğine inanıyorum. Şahsıma yönelik tüm bu ağır ifadelere rağmen, hiç bir ayrım yapmadan TSK'ne ve ayrım yapmaksızın içindeki tüm personeline olan sevgimde ve saygımda azalma olmayacaktır. 
 
- Bu çerçevede, beni ve bu ifadeyi acımasızca eleştiren büyüklerim, arkadaşlarım veya kardeşlerimden, aynı kitapta yer alan (Güneydoğudan Öyküler) aşağıdaki öyküyü de okumalarını ve "hakkımda tam bilgi sahibi olduktan sonra fikir sahibi olmalarını" rica ediyorum. Bu öyküde, tarafsız bir gözle, assubayların sorunlarını aktarmaya çalıştığımı fark edeceğinizi umuyorum. Bu öykünün, bundan tam 13 yıl önce, 1997 yılında, henüz assubaylar daha kendi aralarında bu derece örgütlenmemiş iken yazılıp, yayınlandığının ve sırf bu öykü nedeniyle bir çok tepkiye göğüs germek zorunda kaldığımın da özellikle altını çizmek istiyorum. Bir üyenizin mahkemesinde, iddia ve savunma dayanağı olarak aşağıdaki öykünün kullanılmasının da daha yararlı olacağına inanıyorum. Assubaylar ile ilgili bu kadar hassasiyete sahip bir kişinin bu derece ağır ifadelere maruz kalmasının hakkaniyet taşımadığına inanıyorum. 
 
- Hakarete varmayan eleştirileri anlayışla karşılıyor ve yararlı buluyorum ancak tüm site üyesi veya ziyaretçilerine de ifade etmek istiyorum ki: böyle bir ayrıma gidecek olsam; bu sitede yazan veya yazmayan herkesten önce 29 sene bu orduya assubay olarak emek vermiş, 1974 yılında elinde silahı ile Kıbrıs'ta savaşmış babam beni çağırıp: "Ben seni böyle mi yetiştirdim?" derdi? Açıkçası beni asıl ilgilendiren, sitedeki bu ve benzeri ağır cümlelerden çok, böyle bir soru ile karşılaşmamaktır. 
 
Mevcut basım, yayım, TV ve sinema dünyasında zaten yok denecek kadar az olan, bu ve benzeri çalışmaları, birçok şey pahasına yürütme gayretlerime yönelik ilgi ve desteğiniz bana güç verecektir. Böylesine zor siyasi, ekonomik, kültürel şartlar altında, bu hikayeleri bir şekilde aksettiriyor olma şansını yakalayabilmiş olmanın önemini anlayacağınızı düşünüyorum. 
 
Bu çerçevede ilgi ve desteğinizi esirgemeyeceğinizi umut ediyor, başkalarının haklarını da gözeterek yürüteceğiniz hak arama mücadelenizde başarılar diliyorum. 
 
Saygılarımla... 
 
 
Hakan Evrensel 
Assubay Çocuğu. 
 
NOT: Çok aşırı iş yoğunluğum nedeni ile bu ve benzeri konularda doğrudan cevap veremeyecek olmam nedeniyle de affınızı diliyorum. 
 
 
 

Yazan TAYHAN
23-11-2010 23:24,
 
Allah ıslah etsin.
Gözleri gördüğü halde görmeyenleri,kulakları duydukları halde duymayanları, sorunlarımızı bildikleri halde bilmiyormuş gibi yapanları Allah ıslah etsin. 
Kalemine sağlık Ersen Bey çok tşk.ederim.
 
 

Yazan özberber
23-11-2010 22:34,
 
...
Beyin yapısı değişmeyince sıte yenilense ne olur? Hala bayram kutlaması, site kutlaması bu neyın nesı? Utanıyorum artık yılgınım bır şeyler yazmak bıle içimden gelmıyor.İyiki böyle bir sitemiz var hiç olmazsa birbirimizi anlayabiliyoruz.Seviye bile değişiyor.Ankara'da ne oluyor ne bitiyor? YOKSA ANKARA DA ARTIK BU YÖNETIMDEN BİR ŞEY CIKMAYACAĞINI ANLADI MUHATAB DA MI KABUL ETMİYOR? GERCEKTEN ŞÜPHELERİM VAR. 
SN. DEĞERLİ BÜYÜĞÜM O KADAR GUZEL ANLATMIŞSINIZ Kİ OKURKEN TÜYLERİM DIKEN DIKEN OLDU.SN EVRENSEL COK DEĞERLİ , BİZLERİ ONURLA ,GURURLA YETİŞTİRİP ORDU SAFLARINA GÖNDEREN BİR MESLEKTAŞIMIZ ABİMİZ GERCEKTEN COK NADİR BİR ADAM GİBİ ADAM SN AHMET EVRENSEL'İN OĞLUDUR. BİZ KARACI 1973 LÜ MUHABERE OPARATÖR VE TEKNİSYENLERİN ABİDESİDİR. SN HAKAN EVRENSEL'İ TANIMA FIRSATI BULDUM . BİRİKİMLİ DONANIMLI MESLEKTAŞIMIN SAYGI DUYDUĞUM BİR BÜYÜĞÜMÜN OĞLU OLARAK HER VESILEDE ONUR GURUR DUYDUĞUM BİR İNSAN.TARAFSIZ OLDUĞUNA INANIYORUM İNANMAK İSTİYORUM, EMİNİM BUNDAN BÖYLE BU KONUDA DAHA HASSAS DAVRANACAKTIR.
 
 

Yazan janas
23-11-2010 22:20,
 
Eli öpülesi insan,sağol.
Elbette bu özverili büyüğümün öncülüğünde ben de o yolda Assubay Onur ve hakları için tereddütsüz yanında oldumu bir kere daha taahhüt ediyorum.Bu tür gazete,Tv. ve benzeri medya araçlarındaki çarpıtmaları,iftiraları ve her türlü yanlış anlatımla saldırılara anında karşı cevap vermek birinci öncelikli görevimiz olmalıdır.Meydan boş değildir,boş da kalmayacaktır. 
 
Başarı,başaracağım diyenlerindir. 
 
Ayrıca bu mücadelenin önemli mihenk taşlarından İsmail TURAN komutanımı kendimce hep yanındaydım,hep de yanında olmaya devam edeceğim. Açtığı haklı davamızın baş kahramanı büyüğüme duruşmada başarı diliyor ellerinden öpüyorum. 
 
Takipteyim.
 
 

Yazan wian
23-11-2010 20:41,
 
İYİ Kİ VARSINIZ
Sayın GÜRPINAR;iyi ki varsınız emeğinize sağlık,bizleri yok sayanlar,aşağılamak için hiçbir fırsatı kaçırmayanlar nedense zor şartlarda dağlarda hepimizle iyi arkadaş olur. Ama şehre,yerleşik birliği gelince yine o yeşil kanlı ayrımı sanki hiç bitmeyen kan davası gibi tekrar başlar. Dağlarda sırt sırta mevzi beklediğiniz insanlar normal zamanlarda sırtını döner sizi yok sayar, bu böyle. Çare biziz sizsiniz,hepimiziz,saygılar.
 
 

Yazan MÜCADELE
23-11-2010 14:24,
 
...
Güneydoğudaki kahramanlıklar sadece sıcak çatışma olarak görülmemeli. Doğa şartları ile mücadele en büyük kahramanlıktır; benim için. 1987-1989 yılları arasında şırnaka bağlı bir taburda görev yapmıştım. 3 er günlük görevlerden dönüp 1 gün istirahat sonucunda tekrar göreve çıkıyorduk. Yaz kış devam ediyordu bu. Bazen soğuktan kurtulmak için bir çatışma çıksa da kurtulsak beklemekten diyorduk. Günler süren intikallerde bir yerde bize saldırsalar da yürümekten kurtulsak diye düşünüyorduk. O yıllarda teröristler üç beş çapulcu olarak görüldüğü için birliklerin giyim kuşamları batıdakiler gibiydi. Saldık çayıra mevla kayıra. 
Bu arada bir anımı anlatayım. Benim istirahatli olduğum gün başka arkadaşlar göreve çıkmıştı. Üç dört saat süre geçmiş çok yoğun kar yağışı vardı. Tim komutanı, hrk.eğt.sb. yüzbaşıyı aradı. Timin tamamıyla ıslandığını, her yerin yeni karla kaplandığını,izler kolay belli olacağından ve kimsenin arazide dolaşması mümkün olmadığından geri dönme teklifinde bulundu. Gazinoda oturuyorduk. Teklife rakı masasında verilen cevap ....çoçuğu daha 3-4 saat oldu göreve çıkalı geri dönmek istiyor diye söylenmek ve devam etmesini istemek oldu. O günlerde çok defa yağmurluklarımızla mg-3 leri sarardık. Çok çatışmaya girdik ama o günler aklıma geldiğinde en fazla hatırladığım arazi ve iklim şartlarındaki zorlanmalarımızdır. 
Teröristler güç kazanıp mevcutları artınca buna karşılık askeri birlikler de bölük tabur düzeyinde görevlere çıkınca subaylar da bu sevideki birliklerin başında göreve çıkmaya başladılar. Bu kıyafetlerlerle subayın arazide yaşayamayacağını anladılar ve teçhizatlar değişti. 
Astsubaylık zor zenaat. Bir de haklarımızda bunları anlasalar, sesimizi duyurana kadar mücadeleye devam. Saygılarımla.
 
 

Yazan Mustafa Levent
23-11-2010 13:28,
 
Yüreğimin koru sönmese de soğudu
İnananların nasıl mücadele ettiklerinin en güzel örneği bu siteye, üyelerine, güçbirliği platformumuza ve mücadelemizin yılmaz savunucusu sayın Ersen Gürpınar'a sonsuz teşekkürler, yönetimdekiler ve aday olanlar umarım bu çalışmaları örnek alırlar.
 
 

Yazan Hüseyin SAVCI
23-11-2010 13:18,
 
...
Suskunluk, 
Sessizlik, 
Kabullenmişlik, 
ve, 
Belletilmiş çaresizlikten muzdarip bir toplum... 
Son bir kaç yıla baktığınızda, yasal temsilcimiz "kabullenmişlik" içinde olmasına rağmen, bir avuç bilinçli insanın çabaları sonuç getirmeye başladı.  
Kendi haklarınıza sahip çıkmıyorsanız, çıkamıyorsanız, haksızlığa köle mantığı içinde boyun eğiyorsanız başkalarını suçlama hakkınız olamaz.
 
 

Yazan ahmetçam
23-11-2010 12:41,
 
DAHA YÜZLERCE ÖRNEĞİ VAR.
Sayın GÜRPINAR; 
Yüreğinize,emeğinize kaleminize sağlık.Makalede belirtilen olaylar gibi daha neleri var.Olayların kahramanları ASSUBAY olunca İSİMSİZ olarak TİM komutanı diye geçer,ama tesadüfen de olsa orada bulunan bir ÖZ EVLAT olsa RÜTBE ve İSMİ ön plana çıkarılarak KAHRAMANLAŞTIRILIRLAR. 
Bizler çıkan çatışmalarda yara almış ASSUBAYLARIN sen neden ölmedin denilenlerini de,başka bir çatışma da ölü ele geçirilen TERÖRİSTLER olduğunda çatışmaya bizzat giren ASSUBAYLARIN değil de,sadece BÖLÜK K. nı seviyesinde olan RÜTBELİLERİN ödüllendirildiği ve KAHRAMANLIK payesiyle el üstünde tutulduğunu da bizzat yaşadık,gördük.Buna benzer daha neler.Hangi birisini söyleyelim, anlatalım. Bu konularda elimizi nereye atsak elimiz .....bulaşıyor. 
Bu sorunları KOMUTA kademesinin GÖRÜP,ÖN YARGISIZ ve TARAFSIZCA değerlendirmesi gerekir. 
Kan uykusu OPERASYONLARININ birinde ASSUBAYIN adı geçiyor mu? Adı geçen EFSANE komutan bakın şimdi parti kurmuş,Ülkeyi kurtarmak adına dolaşıyor.En son geleceği yer yine bizleriz.Hazırlıklı ve dikkatli olalım.Hak ettiği cevabı alsın.Saygılarımla.
 
 

Yazan Rafet Duran
23-11-2010 11:32,
 
...
Evet işin özeti budur. Adaletsizlik ve vicdansızlık duygularına karşı, sadakat ve vatanseverlik duyguları. Sanki inadına der gibi. Ama bu adaletsizlik ve vicdansızlığa bence eklenecek bir kelime daha var. o da UTANMAZLIK. Değerli Ersen abi, bütün bunları hiç bir şey olmamış gibi davrananlara karşı da siz, İNADINA durmadan, dinlenmeden , usanmadan, gerçekleri birilerinin yüzlerine tokat gibi atmaya devam ediyorsunuz. Hiç bir karşılık beklemeden, sadece içinizdeki vicdan, bilinç ve adaletsizlik ve vicdansızlıklara karşı genetiğinizdeki o karşı konulamaz mücadele ruhu ile sonuna kadar savaşacağınızı biliyorum. Her ne kadar menfaat perver kişilerin muhalif yaftalamaları rağmen bu gerçeklerin peşinden yılmadan gitmeye devam ettiğinizi biliyoruz. 
Tarih her zaman haklıdan ve doğrudan yana olmuştur. Assubayların bu haklı davaları da bir gün kazanılacaktır. Sizin ve arkadaşlarınızın yaktığı bu ateş inanın artık hiç sönmeyecektir. Dilerim bir gün Assubayların haklarını sizler gibi savunan bir derneğimiz ve liderlerimiz olur. İnanın yazıyı çok zor okudum.. Tüm gücümü toplayarak bitirmeye çalıştım.
 
 

Yazan AKALP
23-11-2010 11:21,
 
Haklarımızın takipçisiyiz
Bu haksızlıklar kader olmayacaktır,birlikte mücadele ederek haklı olduğumuz davamızı kazanabiliriz.Bu sitenin ve üyelerinin mücadeleye katkılarına şükranlarımı sunuyorum. Başta Sn.Ersen Gürpınar komutanım olmak üzere emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.
 
 

Yazan İ.TURAN
23-11-2010 08:16,
 
SESİMİZİ DUYMUYORLAR
Sayın Ersen GÜRPINAR kardeşim, 
 
Fedakârlıkta en önde olan biz Assubayların görev şartlarını anlatan bu makalenizi okuyunca çok duygulandım. Tüm çabalarımıza rağmen yetkililer bu durumumuzu anlamak istemiyorlar. 
 
Sayın arkadaşlarım, haklarımızı almak için açtığım davalardan birinin duruşması iki gün sonra Ankara adliyesinde devam edecektir. Gerçek bir vatan mücadelesinin ve yaşamının adalet dağıtıcısı bir hâkim tarafından dile getirilmesi çok önemlidir. Bu makaleyi olduğu gibi alarak iddiamın ve savunmamın dayanağı olarak mahkemeye sunacağım. 
 
Saygılarımla.
 
 

Yazan ÇETİN1982
23-11-2010 01:39,
 
İYİKİ VARSINIZ
Abi kaleminize ve yüreğinize sağlık, iyiki varsınız ve bizlerin hakkını hukukunu en üst düzeyde savunuyorsunuz. Peki sizin yaptıklarınızı niçin Temad Gen.Bşk.lığı yapmak istemiyor. :?  
Bizlerdeki mangal gibi yürek sahte kahramanlarda da olsaydı keşke.
 
 

Yazan msezek
23-11-2010 01:18,
 
Teşekkürler Sn E. GÜRPINAR
Size ve emeğinize teşekkür ediyor ve meslektaşlarım adına iyiki varsınız diyorum.
 
 

Yazan kalamaki
23-11-2010 00:53,
 
ÇARESİZSİNİZ YİNE ÇARE SİZSİNİZ
ÇARESİZSİNİZ YİNE ÇARE SİZSİNİZ.Bu sözü çok severim.Arkadaşlar okuduklarımdan şu anlaşılıyor,gerçi bunu görevdeykende gördüm,Assubayları bunaltmak için subayların baş vuramıyacağı hiç bir hile ve entrika yoktur gibi bir özet çıkıyor ortaya.Subaylar görevi Assubaylara yıkarlar buda yetmez omuzlarına basa basa yükselirler
 
 

Yazan Osman Ada
23-11-2010 00:31,
 
Güçbirliği platformu bizlerin sesidir
Teşekkürler Sayın Gürpınar; İnanmak başarmaktır. Görevi olduğu halde bu konularla ilgilenmeyenler,mücadeleyi kendisi için araç görenler için artık söyleyecek söz bulamıyorum . Sn.Hakan EVRENSEL müstafi subaydır ve bir meslektaşımızın oğludur, tarafsız olduğuna inanıyorum kitabının okunmasını önerim.
 
 
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
< Önceki   Sonraki >