cnnturk.jpg
haberturk.jpg
astsubaylar-yuruyor.jpg
videotalu.jpg

Kimler Sitede?

CUMHURİYETİMİZİN MİMARLARINDAN (ÇERKEZ) ETHEM (ASSUBAY) PDF Yazdır E-posta
Son Güncelleme ( Pazartesi, 08 Kasım 2010 )
 
cerkez-ethem.jpg

Assubaylık mesleğinin abide isimlerinden ilkiydi Ethem bey (Çerkez Ethem tabirini kullanmayacağım, zira İsmet İnönü’nün atfettiği bir lakaptı. Ethem bey asla o lakabı sevmedi). Şurası kesindir ki Ethem bey’e  'Çerkez' lakabını takan İsmet İnönü’dür. Kendisine sorulduğunda bunu 'övgü' olarak kullandığını söyler ama Ethem bey öyle anılmaktan rahatsızdır. "Hepimiz Osmanlı'ydık... Eğer milliyet ve ırk tefriki yapılmaya kalkışılsaydı bu vatanda seceresi karışmamış kim kalırdı?" demişti çevresindekilere.

Ta ilkokul öğrenimimizde tarih kitaplarımızda,istiklal savaşımızı batı anadoluda ilk başlatan milli kahramanımız  Ethem beyin yunanlılara ilhak ederek kaçtığı yani hain olduğu yazmakta idi. Böyle bir kahramanın hain olabileceğini düşünebilirmisiniz? Gerçekten yunan ordusuna katılarak ülkesine ihanet etmişmiydi? Bunun cevabını vermeden önce Ethem beyi yakından tanıyalım ve istiklal savaşının başlangıç ve seyrini kısaca gözden geçirelim.

Ethem Bey Türk Kurtuluş Savaşı'nda Kuvayı Milliye döneminin çetecilerindendir. 1885 yılında Bandırma'da doğdu. Rus katliamından kaçarak Osmanlıya sığınan Bandırma'nın Emre köyüne yerleşmiş Sapşığ Çerkez oymağından, Ali Bey'in beş oğlunun en küçüğüydü. Ağabeyleri, İlyas ve Nuri beyler, Rum eşkiyalarıyla çarpışırken şehit olmuşlar, Reşet ve Tevfik beyler de 1901 ve 1902 yıllarında Harbiye'yi bitirerek subay çıkmışlardı. Reşit Bey çeşitli cephelerde çarpıştı. 1919'da Meclisi Mebusan'a Saruhan Milletvekili olarak katıldı. Oradan Birinci TBMM'ye geçti.

Ethem Bey’se, evinden kaçarak Bakırköy Süvari Küçük Zabit (Assubay) Mektebi'ne girdi. Balkan Savaşı'nda Bulgar cephesinde yaralandı. Kıdem zammı ve madalya aldı. I. Dünya Savaşı'nda Eşref Kuşçubaşı'nın yönettiği Pan Turanist Teşkilatı Mahsusa ile birlikte İran, Afganistan ve Irak'a yapılan akınlara katıldı. Yaralanarak savaş sonunda köyüne çekildi. 1919- 1920 tarihleri arasında bir yıldan uzun bir süre Anadolu'da tek önemli vurucu güç olan Kuvayı Seyyare (seyyar ordu) yi kurdu ve yönetti. Tüm ege bölgesinin kontrolunu sağlayan tek silahlı, atlı ve eğitimli süvari birliğiydi.

TBMM daha Ankara da çalışmaya başlamadan önce, Salihli cephesinde Yunan ilerlemesinin durdurulması ve iç ayaklanmaların bastırılmasında fevkalede önemli hizmetleri vardır. Hatta hiç abartmadan şunu söyleyebiliriz ki, eğer Ethem Bey ve onun kuvvetleri olmasa idi, Ulusal Kurtuluş mücadelesi başlamadan ortadan kaldırılabilirdi.     

Yukarıdaki resimdende anlaşılaçağı gibi Ethem assubay milli mücadele yıllarında uzunca bir süre adamlarıyla birlikte Atatürk’ün yakın korumalığını yapmıştır. Halk tarafından “ATANIN FEDAİSİ” olarak bilinirdi. Milli mücadelenin ilk yıllarında düzenli bir ordunun olmayışını fırsat bilenlerin çıkarmış olduğu isyanları Ethem bey ve adamları bastırmışlardır. Özellikle Yozgat yöresinde Çapanoğullarının fırsattan istifade ederek çevrede müstakil bir beylik kurma düşüncesiyle başlatmış oldukları büyük isyanı Ankara’nın bastıramaması sonucu Ethem Beyden istenen yardım sonucu engellenmiş, çapanoğullarına Ankara valisinin yardım ettiğini öğrenmesiyle “valiyi meclisin önünde sallandıracağım” sözleri saptırılarak Atatürk’ü asacak şeklinde çevreye duyurulmuş, hatta Atatürk Ankara’dan kaçırılmıştır. Merkezi otoritenin Ethem Bey’den sıkıntı duyması kaçınılmazdı. Çünkü Anadolu da sadece bir milli direniş, sadece bir kuvayi milliye hareketi değil, bunun yanı sıra bir liderlik döğüşü de veriliyordu. İşte bu çerçevede Çerkes Ethem in büyümesi halk arasında muazzam bir kahraman olarak her girdiği yerde alkışlarla karşılanması, bazı kişileri tedirginliğe sevk etmiştir. İsmet İnönü'nün her zamanki tavrıyla Ethem Bey ve ağabeyleri aleyhinde bazı propagandalarda bulunduğunu da söyleyebiliriz….. “Ethem Bey’in Yozgat isyanlarını büyük bir maharet ve süratle bastırması da onu aynı yerde daha önce başarısız olmuş bazı kumandanların kıskançlık ve rekabet hislerine hedef haline getirdi.

Ancak Milli Mücadele şekillenmeye başladığında bir gelişme oldu ve Mustafa Kemal'in yakın çevresinde değişiklik yaşandı. Lider yola birlikte çıktığı kişilerden ayrıldı, mücadeleye sonradan hatta bir bakıma fazlaca inanmadan katılan 'emir/kumanda adamları' ön plana geçti. Bu değişimin Mustafa Kemal'in arzusu olmaktan çok 'yeni gelenlerin manevrası' olduğu yolunda işaretler vardır.

Düzenli ordu kurulduktan sonra  Batı Cephesi  Komutanı  olan İsmet İnönü  Ethem Bey’ in kendi  komutasına katılmasını ister. Ankara’daki gelişmelerden haberi olan Ethem Bey  bunu kabul etmez. Zira kendisini hiç sevmeyen İsmet İnönü tarafından cezalandırılacağını bilmektedir. İşte bu çerceve içinde Ethem Bey arkadaşları ile, Yunan ordusu ve Türk Ordusu arasında kalır orada o önemli kavşakta, bir ikilem içindedir. Ne yapacaktır? Bu Yiğit Adam saflarında döğüştüğü Anadolu insanıyla kılıç kılıça gelmekten çekinerek, Yunanlılarla görüşerek sadece bir çıkış noktası istemiştir. Anadoludaki mücadeleyi akamete uğratmamak ve bir savaşa dönüştürmemek için yurtdışına gitmek için bir geçit noktası istemiştir. Hatta arkadaşlarına döner derki; "Siz silahlarınızı bırakıp Kuvayi Milliyeye döneceksiniz, onlarla birlikte savaşacaksınız". Bu nedenle Milli Mücadelenin en kahraman komutanı içi kan ağlayarak tek başına çok sevdiği vatanını terk etmek zorunda kalmış, İzmir üzerinden Atina’ya oradanda Berlin’e gitmiştir. Daha sonra birsüre Kahire’de yaşadıktan sonra ömrünün son yıllarını Ürdün ve Lübnan’da geçirmiş, 1948 yılında Lübnan’da vefat etmiştir. Cennet Mekanı Olsun, Nur içersinde yatsın.

Ankara İstiklal Mahkemesi'nin, ağabeyleri ve yakın adamlarıyla birlikte, Ethem Bey'in de gıyabında verdiği 9 Mayıs 1921 tarihli ve 573 sayılı karar ile "Müsellahan takibi hükümet cürmünü irtikap ederek", düşman tarafına firarından dolayı idama mahkum edilmiştir. ETHEM BEY  “Çok hatalarım olmuştur, ama asla vatan haini olmadım” demiştir. "Beni ihanetle itham edenlere soruyorum: Ben ne zaman, hangi tarihte ve mevzide esasen müdafaa ettiğim cepheden bir adım dönmüşümdür? Bir tek kardeş kanı dökmüşümdür?" Ethem Bey, elinin altında hayli maddi kaynak olmasına rağmen Yunanlılara teslim olma kararını verdiğinde cebindeki üç-beş kuruş dışında yanına bir şey almadı. Nitekim Atina'ya götürülüp tedavisine Almanya'da devam edilmesi kararı üzerine oradan ayrıldığında günlerce pekmeze ekmek banarak karnını doyurmaya çalıştığını da biliyoruz.

İnsanlara "hain" demek kolay! Kaldi ki kendini müdafa etme hakkından mahrumsun. "Kahraman" demekte kolay! Çünkü kimse kendisine "kahraman" denilmesini tekzip etmez. Bizim milli mücadelemiz, kronolojisi sıhhatle yazılmamış olan bir buhran dönemidir. Ethem yanına kimseyi almadan gitmiştir ve yanındakiler "gelelim" diye dayatmışlardır. "Dövüşelim" demişlerdir. İkisini de red etmiştir. Bir kulübesi bile olmayan bir nehir kıyısında kalbi duran bir adamın, layık olmadığı halde hain damgasıyla damgalanması vicdanları rahatsız etmektedir. Ethem Bey, çok büyük bir vatanseverdi. Kurtuluş savaşının ilk günlerini düşünün; bir tek kişiye ihtiyaç duyulduğu günlerde, bu adam Yunanlıları sahillere çakılı bırakıyor, Anadolu ya bırakmıyordu. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında Ethem Bey’in payını kimse inkâr edemez. Öyleyse bir borcu yerine getirmeli; tarihimizle barışmak adına bu kahramanın itibarını iade etmeliyiz.

Tıpkı Enver Paşa’nın mezarının İstanbul’a nakledilmesi gibi, Ethem Bey’den kalanlar da Amman’dan Türkiye’ye getirilmeli ve Bandırma’da bir anıt mezara defnedilmelidir. Bu eski yaranın sarılması da, Ethem Bey’in şahsında Millî Mücadele’nin ateşten günlerinde “son vatan”ı savunanlara, sonrasında yolları ayrı düşmüş olsa da itibarlarının iade edilmesiyle mümkündür.

Değerli arkadaşlarım, iki yıldır Ethem Beyle ilgili pek çok doküman inceledim. Aslında yazılacak çok mevzu var.Ben özetlemeye çalıştım. Mesleğimizin 80 yıl önceki değer yargılarını vurgulamak istedim. Daha detaylı bilgi isteyenler “uzunyayla.com ” adresinden yararlanabilirler.

Not: Merak edenler için, Çerkez değilim. Ethem Bey gibi milli bir kahramanın soyundan olmaktan gurur duyardım.



LUTFEN PAYLASIN
Digg!Google!Facebook!Del.icio.us!Live!Technorati!Yahoo!

28-10-2010 19:57 İBRAHİM ÖZTUTAN
28-10-2010 19:57. ..
Okunma Sayısı 3819    
Okuyucu yorumları (11)
Ortalama Üye Değerlendirmesi
   (2 Oylamalar)

Yazan DENİS
06-12-2010 18:05,
 
ETHEM BEY'İN BELGESEL VİDEOSU
http://www.facebook.com/ home.php?#!/video/video.php? v=113626978702561&oid=176722405673375&comments
 
 

Yazan DENİS
03-11-2010 15:52,
 
KAHRAMANLIK (MI ), HAİNLİK ( Mİ ) RİYAK
Bu yazıyı kaleme almaktan maksadım hiç kimseyi karalamak değildir.Kişilerin hak ettikleri gerçek yerleri bulmalarına nacizane katkıda bulunabilirsem ne mutlu bana. 
Kurtuluş Savaşımız;iyisiyle ,kötüsüyle,ihanetlerle, kahramanlıklarla bir o kadar da hainlik ve riyakarlıklarla dolu yüzlerce ansiklopedi oluşturacak dünyada eşi benzeri görülmemiş muhteşem bir mücadele örneğidir. Bir taraftan dış düşmanlarla diğer taraftan (en acısı ) iç düşman(hain-dönek)larla mücadele etmek zorunda kalınmıştır. 
Ethem Bey,kendisinin de ifade ettiği gibi,pekçok hataları olmuştur(kimin olmadı ki), asla vatan haini olmamıştır. Olaylar zinciri en kahraman insanlara bile istemediği halde bazı hatalar yapmasını mümkün kılar( bizler de meslek hayatımız boyunca şartlar gereği isteyerek veya istemeyerek hatalar yapmışızdır).Kaldı ki Ethem Bey gibi Milli Mücadelenin duayeni olan birisinin sırf Assubay olduğu için yaptıkları başarıların gözardı edilmesi,açıkça harcanmasına hiçbir mantıksal açıklaması olamaz. Rütbesi Assubay değil de albay olsaydı şüphesiz Atatürk'ten sonraki ikinci adam olurdu. Olaylara tarafsız gözle bakmak,inceleyip mantıklı bir karar vermek gerektiği düşüncesindeyim. 
İsmet İnönü , Kurtuluş Savaşı esnasında gösterdiği yararlıklar itibariyle elbette her Türk'ün gönlünde bir kahramandır. Sonraki dönemlerde izlediği politikaların yanlışlığı, Kurtuluş savaşındaki faydalarını inkâr etmemizi, Kurtuluş savaşındaki yararları da sonraki dönemlerdeki gayrı milli politikalarını kabul etmemizi gerektirmez. 
Mustafa Kemal Türk Milleti'ne dayanarak kurtuluşu sağlamayı prensip edinirken, İsmet İnönü ABD'ye dayanarak kurtuluşun gerçekleşeceğine inanıyordu.  
 
İnönü, İzmir'in işgali sıralarında Kazım Karabekir'e şöyle yazıyordu :  
"Tüm ülkeyi parçalamadan bir Amerikan  denetimine bırakmak, yaşayabilmek için tek zararsız çare gibidir." Düşünceye ve söyleyene bakın ! 
İnönü'yü böyle düşündüren neydi ? 
Kurtuluş Savaşı sırasında , İstanbul'da pek çok cemiyet kurulmuştu.Bunlardan en önemlisi WİLSON PRENSİPLERİ CEMİYETİ ve İNGİLİZ MUHİBLERİ (SEVENLERİ)CEMİYETİ'ydi (Milli Mücadeleyi başarısız kılmak ve daha sonra İngiliz himayesini gerçekleştirmek için,siyasi,askeri,iktisadi,ca susluk,eğitim ,öğretim alanında olmak üzere topyekün bir faaliyet yürütmüştür). Tabii o zamanın sözde aydınları da ! şimdiki bazı aydınlar gibi (dürüst aydınlarımızı tenzih ederim) dağıtılan ulufeler ve menfaatleri çerçevesinde bu cemiyetlere destek yazıları yazıyorlardı. İsmet İnönü'de Wilson Prensipleri Cemiyetine sempati duyanlardandı ! 
Wilson Prensipleri Cemiyeti; 4 Aralık 1918 tarihinde İstanbul'da, çoğunluğu gazeteci-yazar, doktor, avukatlardan oluşan bir aydın grubu tarafından, Amerika'dan yardım sağlamak umuduyla kurulmuştur. Böyle bir cemiyeti kurma fikri ilk olarak, Wilson Prensiplerinin 12. maddesinin uyandırdığı umutla, Halide Edip ! (Adıvar) dan çıkmıştır. Kısa ömürlü fakat oldukça tesirli olan bu cemiyet, özellikle basın yayın yoluyla, Amerika lehinde kamuoyu oluşturmak için büyük çaba sarf etmiştir. Türkiye'nin Amerikan mandası altına girmesi için her yola başvuran cemiyet yöneticileri 5 Aralık 1918 tarihinde Amerika Başkanı Wilson'a gönderdikleri bir muhtıra ile, resmen Amerikan mandasını talep etmişlerdir.  
Atatürk Nutuk'ta Kurtuluş Savaşı sırasında Amerikan mandası isteyen kişilerin amaç ve çalışmalarına değinmişti, 
İstanbul'da bir takım erkek ve kadınlar, gerçek bir kurtuluşun Amerikan mandasını (Amerika'nın denetimi altında yaşamayı) isteme ve sağlamada bulunduğu kanısındaydı. Bu kanıda bulunanlar düşüncelerinde çok direndiler, salt doğruluğun kendi görüşlerinin uygulanmasında olduğunu kanıtlamaya çalıştılar" demişti. 
Ancak, Wilson Prensipleri Cemiyeti de, diğer manda ve himaye taraftarı cemiyetler gibi, Millî hareket güç kazanarak, günden güne zafere doğru ilerledikçe, kan kaybetmiş ve Millî Mücadelenin zaferle sonuçlanmasıyla yok olmuştur. 
Bir başka önemli hususta sayın ÖNDER beyin yorumunda belirttiği, Atatürk'ün vefatının hemen akabinde Cumhurbaşkanı olan İnönü bütün paralardan Atatürk'ün resmini kaldırtarak kendi resminin konulmasını sağlamıştır ! ( Osmanlı Padişahları tahta çıktıklarında kendi adına para bastırıp hutbe okuturlarmış ! ). 
Atatürk'ün sağlığında şiddetle karşı çıktığı MİLLİ ŞEF ünvanını vefatından hemen sonra İnönü kullanmaya başlamıştır ! 
Son olarak değerli arkadaşlarım, meslek hayatımda canım pahasına yaptığım görevler görmezden gelinince,ipten-saptan saçma suçlamalarla disiplin cezası verildiğinde ben de ordunun temeli olan disipline yapılan haksız uygulamalar nedeniyle çoğu kez uymadığımı samimiyetle itiraf ediyorum ( Ben de HAİN ASSUBAY oluyorum herhalde ! ) 
Şerefli ve onurlu mesleğimizin kahraman cengaverlerine selam ve saygılarımla.
 
 

Yazan smryna
03-11-2010 14:40,
 
Meslektaş mı yoksa tarih mi?
Makaleyi okudum.Sayın İbrahim ÖZTUTAN bu konuyu araştırmış 2 yıldır da doküman taramış.Bunlara diyecek bir sözüm olamaz.Ancak Sn.Adilhan meslektaşımın da belirttiği gibi meslektaş olmakla tarihe mal olmuş başka bir kişiyi de-İnönü- farklı göstermek hiç etik değil. Hatalar ve zaaflar insanların hepsi için geçerlidir.Ethem Bey ya da İnönü olması farklı ve haklı gösteremez.Ancak Yunan'a sığınacak kadar canını seven birinin İngiliz'e sığınan Vahdettin'den farkı nedir? İkisi de şerefle ölmeyi göze alamamış kişilerdir. Mesleği,ünvanı ne olursa olsun! Şerefle ölümü göze alabilmek!! İşte mesele burada. Litaratür ve doküman taramak elbette önemli.Ancak bir çok dokümanın içinden kendi görüşünüze ya da inandığınıza yakın olanları bulup çıkarmak zor değildir. Yorumlamak ise iş değildir. Mesela;Ermeni Soykırımı masallarını araştıran Diaspora kendi işine gelenleri doğru ya da yalan olmasına bakmaksızın kendine tez yapabiliyor.Ethem Bey elbette yararlılıklar göstermiş bir askerdi.Ancak kişisel hırslarına yenik düştüğü de gerçek. Ethem Bey ile ilgili yalın gerçek ise Yunan'a sığındığı. Şöyle veya böyle ama gerçek.Bu ise kendisine hain yaftasını yapıştırmaya yetiyor da artıyor bile. Bazen hayatta kazandığınız tüm artılar bir eksi ile sıfırlanabiliyor. İşte Ethem Bey bu hatayı yapmış,kendi halkına olmadık zulümleri yapan işgal gücüne sığınmıştır.Bunun da hiç bir haklı gerekçesi olamaz.En eski meslektaşım olsa da..
 
 

Yazan Ramazan TEKELİ
02-11-2010 21:13,
 
Doğru tarihi bilmek hakkımızdır.
Sn.Öztutan, 
 
Çok güzel bir araştırma eline koluna sağlık. Ebediyete göç etmiş bu değerli şahsiyetin farklı kaynaklarda yazılanların aksine, sizin de ifade ettiğiniz gibi; ne büyük Atatürk'e, ne de ülkemiz için bir yanlışlık yapabileceğine asla inanmıyorum. Kaldı ki, o kadar riske rağmen kurtuluş savaşında canı pahasına, ülkemizi savunmaya kalkmazdı. 
 
Bu gün bölücü başı diyaloktan,,müzakere sürecine geçilmesini istediği bir dönemde; Kurtuluş Savaşında çok büyük yararlılıklar gösteren Ethem Beyin itibarının iadesi, neden olmasın. 
 
İyi ki varsınız.
 
 

Yazan önder
01-11-2010 16:49,
 
...
Ethem Bey ve yanındaki bir avuç çerkes,Ege dağlarında gerilla savaşına başladıklarında,henüz Mustafa Kemal Anadolu'ya geçmeye karar bile vermemişti.Onu hain ilan ettiren İsmet İnönü ise "Ben yeni evlendim,eşimi yalnız bırakıp gelemem" diyerek Mustafa Kemal'in Kurtuluş mücadelesine katıl çağrısını reddediyor'du. Konu bir ihanet konusu değil,bir iktidar mücadelesidir.Ethem Bey ,hain ilan edildiği güne kadar Çerkes sıfatı ile anılmamıştır.Bu sıfat onu aşağılamak için inönü tarafından kullanılmıştır. 
 
Ethem Bey;İnönü'nün kıskançlığına ve gazabına uğramıştır.Tıpkı İnönü'nün Atatürk'ü bile kıskanıp,paralara daha kendi mefta olmadan resmini bastırması ,Cami mahyalarına kendi adını yazdırması ,kendi heykellerini sağken şehir meydanlarına diktirmesi gibi.
 
 

Yazan Adilhan
31-10-2010 18:35,
 
...
Sayın Öztutan;Bizzat M.Kemal ATATÜRK'ün kaleme aldığı ve 15Ekim 1927-20.EKİM 1927 günleri arasında Cumhuriyet Halk Partisinin 2.kurultayında yaptığı konuşma olan NUTUK'taki Çerkez Etem Bey'le ilgili olarak 347-365-386-407-413 ve 632 Nci sayfaları okuyup okumadığınızı merak ediyorum."ATATÜRK ANKARA'DAN KAÇIRILMIŞTIR"derken detaylı bilgi verir misiniz?Eğer anlattığınız olay her ikisinin Ankara'da eski şöför okulunda karşılaşmalarını anlatıyorsanız ATATÜRK hastadır ve yatmaktadır.Çerkez Etem binaya girer ATATÜRK'ün yattığı odaya girer.Elinde silahı vardır.ATATÜRK'te elini yastığın altıdaki silaha uzatır.Tam o sırada korumalar içeri girer ve Etem Bey'de binayı terk eder.Etem Bey'in yararlılıklarını kimsenin inkar etmesi mümkün değildir.Ancak yaptığı hataları yazmayada bu sayfalar yetmez.Lütfen meslektaşımız diye Tarihi kişilği ile Atatürk'ün silah arkadaşı ömrü cephelerde geçmiş Rahmetli İsmet İNÖNÜ'yü kıskanç,hasis vemakam ve mevki peşinde koşan biri olarak anlatmanız en azından ölmüş birine karşı yapılan haksızlıktır.Ordunun temeli disiplindir ve maalesef Etem Bey bu disipline girmemeye çok direnmiştir.Birliklerini düzenli orduya sokmak istememiştir.Saygılarımla..
 
 

Yazan ÇETİN1982
30-10-2010 00:58,
 
BİZE HEP VEFASIZLAR
Ethem Assubaya ATANIN FEDAİSİ denilmiş, Sayın İlker BAŞBUĞ'un hayatını kurtaran Assubaydan da kendisi bahsetmişti ama verdiği sözlerin hepsi havada kaldı, bunlar vefalı gibi görünen vefasız gemisini yürüten insanlar, içimde nokta kadar güven kalmadı haklarında. Bizler de hizmetimizi en iyi şekilde haksızlık yapmadan, 24 saat ayağımızdan postalı çıkarmadan, ailemizden aylarca / yıllarca ayrı kalarak görevlerimizi en iyi şekilde tamamlayarak alnımızın akı ile emekli olduk, emekli olduktan sonrada sizler bizim yedek Assubaylarımızsınız denilerek Sefer Görev Emirleri verdiler ama iş söze gelince emekliler bizim personelimiz değil deniliyor. Biz olmazsak hava sahamızda bir tek uçak uçmaz, denizlerimizde gemiler yüzmez, karada tankalarımız yürümez, karagahlarda evraklar hazırlanmaz. Geçmişde Çerkez Ethem Assubaya gösterilen vefasızlık şimdi bizlere gösteriliyor.
 
 

Yazan Ersen Gürpınar
30-10-2010 00:10,
 
Sevaplar ve günahlar tartılmalıdır
Sn.ÖZTUTAN karanlıkta bırakılmak istenen bir konuyu gündeme taşımışsınız. Büyük ateşlerin gözlerini kamaştırdığı insanlar o ateşi ilk kimin yaktığını düşünmezler bile. Cumhuriyetin kuruluşunu kutladığımız bugün sevr'den sonra biten bir imparatorluğun küllerinden yaratılan Türkiye Cumhuriyeti ateşinde elbette vefasızlığa uğrayanlar anlaşılamayanlar olacaktır. Kurtuluş savaşının ilk ateşi ege bölgesinde efelerden oluşan çeteler ve Çerkez Ethem kuvvetleri düşmanın Anadolu'ya yayılmasını engellemiş onlara büyük kayıplar verdirmiş, milli ordunun hazırlanmasına imkan sağlamıştır. Çerkez Ethem bizzat Atatürk'ün isteği ile birçok isyanı bastırmış meclis tarafından da MİLLİ KAHRAMAN ünvanı çerkez Ethem karşı çıktığı kişilerin kulis faaliyetleri sonucu tehlikeli olabileceği konusunda Atatürk'e telkinlerde bulunulmuş hatta Yozgat isyanı sonucu Atatürk'ü asacağı yalanları eklenince kuvvetlerinin milli orduya katılması için istenmiş bunun gerçekleşmesi halinde hayatının tehlikeye gireceğini düşünerek bazı şartlarda bulunmuştur (bunu hatıralarında hata olarak belirtmektedir)orduya katılmama hatasında ısrarı üzerine kuvvet gönderildiğinde emrindeki milislere "kardeş kanı akıtmam siz orduya katılacaksınız ben Yunanlılardan geçiş isteyeceğim" diyerek Yunanistan üzerinden Almanya'ya gitme talebinde bulunmuş Yunanlılar kendileri için büyük tehlike teşkil eden Çerkez Ethemden kurtulmak için ona bu imkanı sağlamışlardır. Vatana ihanet edip kardeş kanı dökenlere iadeyi itibar taleplerinin olduğu bir dönemde Çerkez Ethem konusu tekrar irdelenmelidir.
 
 

Yazan wian
29-10-2010 21:44,
 
MİLLİ MÜCADELE VE YAZILMAYANLAR
Sayın ÖZTUTAN; yazınızı dikkatle okudum,Milli mücadele yıllarında topraklarımıza aç kurtlar gibi saldıran düşmana karşı verilen savaşın bir benzeri de dahilde hemen her bölgede baş gösteren isyanlar ve kalkışmalara karşı verilmiştir.Bu isyanların bastırılmasının sonucu müthiş bir iktidar ve güç mücadelesi verilmiştir.Ethem bey tüm bu mücadeleler içinde düşmana ve isyancılara karşı cansiperane mücadele etmiş olmasına rağmen iktidar mücadelesinin acımasız vefa tanımaz savaşını onurlu bir şekilde kaybetmiş ve maatessüf tarihimizde hak ettiği yeri ve itibarı kazanamamıştır.Fakat bugün bu sitede bizim bunları yazmamız düşünmemiz bile bazı gerçeklerin üstünün asla kapatılamadığının göstergesi olsa gerek.Aydınlatcı yazınız için teşekkürler.Saygılar.
 
 

Yazan TA2OX
29-10-2010 15:13,
 
Candan Can Koparmak
İbrahim Bey merhaba; 
Makalenizi dikkatle okudum. Belli ki araştırmalarınızın sonucu bu makaleyi kaleme aldığınızı anlayabiliyorum. Değerli yazar Orhan Asena'nın Ankara Devlet Tiyatrosunda " Candan Can Koparmak " adlı eseri oynamıştı. Ben oyundan kardeşi Reşit Bey'in ihtirasları nedeniyle bir şeyler yaşandığı vurgulanmaktadır. Reşit Bey, Kardeşi Ethem'e hakkının yenildiğini ve batı cephesinde Komutanlık verilmesi gerektiğini telkin ederek kışkırttığı vurgulanmaktadır oyunda..  
Sizin yazdıklarınızı da asla yatsımıyorum.. Saygılarımla..
 
 

Yazan mehmetyazici7189
29-10-2010 14:01,
 
Ethem Bey'in meslektaşı olma gururu yaşı
Ethem Bey'in Meslektaşlığı Onur ve Gururunu Yaşamaktayım... 
Sayın İBRAHİM ÖZTUTAN,  
Değerli emeklerinizle yazarak toplumumuzun geçmişi ve kendi mesleklerinin ne kadar asil ve köklü bir meslek olduğuna ışık tutan yazınızı beğeniyle okudum. Değerli , büyük kahraman Astsubay meslektaşımızın ve benzer şekilde sırf şahsi çıkar, çekememezlik v.b nedenlerle itibarları zedelenen büyüklerimizin itibarlarının iadesi talebini yüreğimizle desteklemeliyiz, destekliyoruz da, ne gerekirsede yapmaya amade olduğumuzu bilmenizi isterim. Ayrıca Ethem Bey'in meslektaşı olma gururu yaşıyorum sayenizde. Teşekkürler edrim...  
Merak edenler için ben de Çerkez değilim. Lakin Ethem Bey gibi milli bir kahramanın soyundan olmaktan gurur duyardım. * ''son vatan''ı savunanlara, sonrasında yolları ayrı düşmüş olsa da *''itibarlarının iade edilmesiy''le eski yaralarımızın tümünün sarılması fikrinize saygıyla ve gönülden destek veriyor ve * son vatanı savunarak bu gün idrak ettiğimiz CUMHURİYET'in 87. yıl dönümünde Cumhuriyeti yokluk ve imkansızlıkların acı gerçeğine rağmen fedakarlıklarla tüm zorluklara göğüs gererek *yoktan var oluşla Cumhuriyeti kuran ve bize armağan (emanet) bırakan atalarımızı rahmetle anıyor ve ŞÜKRAN VE MİNNET BORCUMUZU BİLDİRİYORUM. SİZE DE EMEKLERİNİZ VE YÜREĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER EDERİM... Gönülden saygıyla ve sevgilerimle...
 
 
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
Sonraki >